Öne Çıkan Yayın

Nazım Hikmet / CEVAP

  CEVAP  O duvar o duvarınız,                 vız gelir bize vız! Bizim kuvvetimizdeki hız, ne bir din adamının dumanlı vaadinden, ne de bir...

16 Haziran 2021 Çarşamba

Oruç Aruoba / Başarısız oldum..

 

Rembrandt / The Return of the Prodigal Son, 1669


Başarısız oldum..


Ne olabilirdi ki benim başarım, ben o koşullara boyun eğip, toplum içinde bana gösterilen yeri alsaydım? Bir ikiyüzlülük, bir sahtelik, bir aldatmaca olurdu bu ‘başarı’—-ben’im, ben olmadan, hatta benliğimi bir kenara atarak, kişiliğimi çiğneyerek elde ettiğim bir şey. Karşılığında kim olduğumu verdiğim bir ‘kimlik’… Bunu kabul etmedim—Şunu bilmeni istiyorum: Pişman değilim; hiç de pişman olmadım. Ama şunu da bil ki, öyle gururlu falan da değilim-olmadım. Kendimden hiç nefret etmedim; ama bir türlü beğenemedim de kendimi. Çok acı çektim ama başkalarına da çok acı çektirdim. Kendimi haklı görüyor değilim; ama kendimi savunuyor da değilim-hele yargılamayı hiç beceremiyorum, kendimi de dünyayı da…


Dünya ne ise oydu, ben de ne isem o oldum-uyuşamadık. Hepsi bu…

Oruç Aruoba

Atilla İlhan / Sana Ne Yaptılar

🎨 Dante Gabriel Rossetti / Desdemona, 1878-1881

Sana Ne Yaptılar

o sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi
bir bıçağın ağzında yürür gibiydin
demirlerin soğukluğu soluk dudaklarında
gözlerinde karanlığı dar hücrelerin
seni görür görmez özgürlüğümden utandım
söyle ne içersin çay mı kahve mi
çok değişmişsin birden tanıyamadım

saçların uzundu omuzlarına akardı
gönlümüz şenlenirdi sarışınlığından
onlar mı kestiler sen mi kısalttın
gülerdin içimize aylar doğardı
görünmez dağların arkasından
eski gülümsemeni beyhude aradım
o sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi
çok değişmişsin birden tanıyamadım

bir çay içer misin yoksa kahve mi
kibritim yok demek cigaraya başladın
ellerin de titriyor bir şeyin mi var
böyle bir kız değildin sen eskiden
sana ne yaptılar sana ne yaptılar
kirpiklerin ıslanıyor durup dururken
o sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi
çok değişmişsin birden tanıyamadım

Atilla İlhan

Attila İlhan / İhtiyarlar Balladı

🎨 Albert Anker, 1886


İhtiyarlar Balladı


onlara ün mü gelir bazı ses mi duyarlar

yumuşak bir kedere ufalır bakışları

idam mahkumlarıdır aslında ihtiyarlar

ölüme koşullanmış bütün davranışları

yorgun öksürükleri oturup kalkışları

yaşayıp durmaktan gizlice utanırlar

her gece artık gitmek vaktidir sanırlar

geçmiş günlerinden bir destek aranırlar

uysal bir gülümseme tek sızlanışları

idam mahkumlarıdır aslında ihtiyarlar

ölüme koşullanmış bütün davranışları


yolculuk sabaha mı yoksa akşam üstü mü

aylardan bu ay mı günlerden acaba ne gün

yılan gibi çöreklenmiş bu boğuk kördüğümü

çözebilirsen çöz çözememekten üzgün

kaç kere hesabını çıkarırlar bir ömrün

şu yağmurlu güz dünyadaki son güzü mü

bir daha yiyecek mi yediği şu üzümü

ya uykuda giderse söylemeden son sözünü

ölmek var mı farkına varmadan öldüğünü

yılan gibi çöreklenmiş bu soğuk kördüğümü

çözmeye uğraşırlar çözememekten üzgün


bakılan her resim bütün bir ömrü saklar

ellerini kaldırsalar yıllar dökülüşür

birazdan yalıda sanki buluşacaklar

bir yerde saat çalsa o sevgili görünür

umut heykeli midir ay ışığı örtünür

bir pencere açılsa unutulmuş şarkılar

çocuk bahçelerinden nasıl yankılanırlar

kalkan her vapurda giden bir yolcu var

gönderilen her mektup onları götürür

idam mahkumlarıdır aslında ihtiyarlar

sabahtan akşama her gün kaç kere ölür


Attila İlhan

14 Haziran 2021 Pazartesi

Lao Tzu / İçgörü

 

🎨 John Collier / Firavun'un Hizmetçileri, 1883


İçgörü


Zihnimde tevazu varsa

büyük yoldan yürürüm.

Kibirdir

tek korkum.


Büyük yol alçak ve düzdür

ama insanlar dağlardan geçen kestirmeleri sever.


Saray ihtişamla dolu

tarlalar ayrık otlarıyla

ambarlar hiçbir şeyle.


Takıp takıştıran süslü insanlar,

silah taşıyan,

çok içip çok yiyenler,

çok şeyleri, çok paraları olanlar:

Utanmaz hırsızlardır.

Şüphesiz, yol değildir

onların yolu.


Lao Tzu

12 Haziran 2021 Cumartesi

Ataol BEHRAMOĞLU / BENİ BİR YAZA GÖMDÜLERDİ BİR ZAMAN

 

BENİ BİR YAZA GÖMDÜLERDİ BİR ZAMAN


Beni bir yaza gömdülerdi bir zaman

Her yer olabilecek bir kuytulukta

Bir kadın vardı bir balkonda

Sesinde yaralı bir gül olan

Hayat ve mevsimler aynı şeydi

Uyku kadar derin bir suda boğulurken

İlkbahar kekeleyerek geldi

Kırık çocuk gülüşlerinden

Deniz oracıktaydı ve buğusu

Eriyorken havada sesler

Her şeyin bir büyü oluşturduğu

Gizemli kokular ve gülüşler

Beni bir yaza gömdülerdi bir zaman

Annem olan bir sessizlikte

Belki de onun kalbidir açan

Derin bir gülün içinde


Ataol BEHRAMOĞLU

Akgün Akova / Delinin Ölümü

 

Delinin Ölümü


ölüm diye mırıldandı gün boyu

sonra duru duru sustu hep

yalan yok, onunla dalga geçtik

nerden bilirdik ki

sıcak bir kumru ölüsü gördüğünü

hem öyle pek eski değil, dün öğle üstü

ardından gök çıldırmış, bunu gören yok

deyin ki yıllardır bir periye aşk dokurdu yeşimle

enikonu balkonunu cin çarpmıştı, duyardık

daha kötüsü kedisi de düşmüştü damdan

düşmüştü de kalmıştı dokuz canına hayret

bir gezgin çoban yıldızını bırakmış eline, söylerdi

nicedir o yıldız çakardı ela gözünde


bir periye aşk dokuyordu hiç usanmadan

aslanağızları geçiyordu, iğneler, dervişler

fırdöndüler, koyun postları, kor bir yelek

simli gelin telleri, tut ki rüzgar gülleri

ölüyordu

yanında duruyor, garipsiyorduk

bir delinin de kumru gibi ölebileceğini


Akgün Akova

11 Haziran 2021 Cuma

Antonio MACHADO / DAĞ KELEBEĞİ


DAĞ KELEBEĞİ


Sen değil misin, kelebek,

şu kimsesiz dağların canı,

derin uçurumları ile

sivri tepelerinin? 

Sen doğabilesin diye

büyülü değneğiyle

taş fırtınalarına, emretti bir gün

durup susmalarını bir peri

ve zincirlendi o dağlar birbirine

sen uçabilesin diye.

Portakallı karalı,

esmer ve altın rengi,

dağ kelebeği,yabangülü üstünde

kat kat kanatçıkların, ya konar kalkarsın

oynaşarak güneşle, ya da bir günışını

üstünde çarmıha gerilmiş.

Dağ kelebeği,

kırların tepelerin kelebeği,

rengini resme dökemez kimse senin; yaşarsın

onu ancak sen ve kanatların

havada, güneşte, yabangülünde,

öylesine özgür ve öyle tatlısın ki

Juan Ramon Jimenez Fransisken lirinin tellerini

senin için okşar usul usul.


Antonio MACHADO