Öne Çıkan Yayın

Nazım Hikmet / CEVAP

  CEVAP  O duvar o duvarınız,                 vız gelir bize vız! Bizim kuvvetimizdeki hız, ne bir din adamının dumanlı vaadinden, ne de bir...

16 Temmuz 2017 Pazar

Fernando Pessoa
"Huzursuzluğun Kitabı"
"Asla bir geleceğe sahip olmamış olduğum günlerden
birindeyim. Karşımda yalnızca, bir sıkıntı duvarıyla kuşatılmış,
taş kesilmiş bir şimdi var. Irmağın karşı kıyısı, karşıda bulunduğuna
göre, asla bu taraftaki kıyı değil; çektiğim acıların da tek nedeni bu.
Nice limanlara yanaşacak gemiler var elbette, ama hiçbiri hayatın
ıstırap vermez olduğu limana varmayacak, her şeyi unutabileceğimiz
bir rıhtım da yok. Üstünden çok zaman geçti bunların, ama benim
hüznüm hepsinden eski."
Fotoğraf

İnsan, ancak kendi kadar özgür insanların arasında özgürdür.” 

~Mikhail Bakunin

Fotoğraf

by Thomas Gainsborough
"Bay ve bayan Andrews"
Fotoğraf

15 Temmuz 2017 Cumartesi

by Michel Vezinet

Fotoğraf

Deniz Feneri ~ Fazıl Hüsnü Dağlarca

DENİZ FENERİ

Uzanmış koca burun açık denize doğru, 
Lacivert ve gri gecenin değerinde. 
Karanlıkla başlar bir dünya sevgisi, 
Deniz feneri parlar, 
Talihe aldırmadan kayalar üzerinde. 
Bulutlar birleşir alaca düzlüklerde, 
Çöker uzak limanlardan bir sis. 
Bir sıkıntı başlar karanlığında kaderin, 
Bildirir, yanınca yanınca, 
Ömrün neresindesiniz, aşkın neresindesiniz? 
Yüreğin mi daralıyor, yıldız ışığında, 
Bırak anılar gitsin biraz daha geri. 
Ruhu götürmeden vakit yürüyebilir, 
Düşün nasıl durmuş sabırla yüzlerce yıl, 
Hep bu benekte bu deniz feneri. 
Bak deniz savaşlarına, yaşlı korsanlara, 
Uçan dalgalara, uyuyan rüzgara bakmış, 
Bir tek göz kadar kara ve mavi, 
Enginle boş, 
Kısmetsiz balıkçılara bakmış. 
Saçlarında tuz kokan, ölü kokan bir serinlik, 
Yüzünde bir fırtına tadı. 
Durursun yorgun, umutsuz, 
Birden bir daha yanıp söner, sevinçle titrersin, 
Bir şey, belki de yaşaman uzadı.

Fazıl Hüsnü DAĞLARCA
Fotoğraf

AKŞAM ERKEN İNER MAPUSHANEYE ~Ahmed ARİF

AKŞAM ERKEN İNER MAHPUSHANEYE  

  Akşam erken iner mahpushaneye.
  Ejderha olsan kar etmez.
  Ne kavgada ustalığın,
  Ne de çatal yürek civan oluşun.
  Kar etmez, inceden içine dolan,
  Alıp götüren hasrete.

  Akşam erken iner mahpushaneye.
  İner, yedi kol demiri,
  Yedi kapıya.
  Birden, ağlamaklı olur bahçe.
  Karşıda, duvar dibinde,
  Üç dal gece sefası,
  Üç kök hercai menekşe...

  Aynı korkunç sevdadadır
  Gökte bulut, dalda kaysı.
  Başlar  koymağa hapislik.
  Karanlık can sıkıntısı...
  "Kürdün Gelini"ni söyler maltada biri,
  Bense volta'dayım ranza dibinde
  Ve hep olmayacak şeyler kurarım,
  Gülünç, acemi, çocuksu...

  Vurulsam kaybolsam derim,
  Çırılçıplak, bir kavgada,
  Erkekçe olsun isterim,
  Dostluk da, düşmanlık da.
  Hiçbiri olmaz halbuki,
  Geçer süngüler namluya.
  Başlar gece devriyesi jandarmaların...

  Hırsla çakarım kibriti,
  İlk nefeste yarılanır cıgaram,
  Bir duman alırım, dolu,
  Bir duman, kendimi öldüresiye,
  Biliyorum, "sen de mi?" diyeceksin,
  Ama akşam erken  iniyor mahpushaneye.            
  Ve dışarda delikanlı bir bahar,
  Seviyorum seni,
  Çıldırasıya...

Ahmed ARİFFotoğraf

ÂGAPE ~ César VALLEJO

ÂGAPE
Kimse gelmedi bugün bana sorular sormaya;
kimse bir şey istemedi benden bu ikindi.
bütün o neşeli fener alayında.
Bir tek mezarlık çiçeği görmedim
Affet beni, tanrım: ne kadar az öldüm!
sorular sormadan bana, beni sormadan.
Herkes, herkes geçip gidiyor bu ikindi
Bilmiyorum ne unuttular, ellerimde
Aradığınız biri varsa, işte burada!
kalan bu fenalık yabancı bir nesne gibi.
Kapıya çıkıp,
Bütün ikindilerinde hayatımın,
bağırmak istiyorum herkese:
anlatamam ne kapılar kapandı yüzüme,
ve ruhum yabancı bir şeyle doldu.
Kimse gelmedi bugün;
ve çok az öldüm bu ikindi.
César VALLEJOFotoğraf