Öne Çıkan Yayın

Nazım Hikmet / CEVAP

  CEVAP  O duvar o duvarınız,                 vız gelir bize vız! Bizim kuvvetimizdeki hız, ne bir din adamının dumanlı vaadinden, ne de bir...

23 Ağustos 2018 Perşembe

YALNIZLIKLAR 22. 23. 24. ~ Hasan Ali TOPTAŞ

YALNIZLIKLAR

22.
Ben sizsizliği yalnızlık sanmıştım her keresinde.
Laleleştirilmiş bir lale açmıştı o gün yastığımızda,
gözleri çırılçıplak bir arzu'ydu güler' ken;
ve biz bedeni küçülmesin diye
adını almıyorduk ağzımıza.
Öpe öpe büyütmüştük çünkü onu;
öpe öpe geçmiş
ve gelecekten.
Çünkü her zamanki gibi,
şimdi, şimdide değildi.
Teninde Akdenizler yanıp sönen
esmer bir ırmaktı zaman;
dokundukça köpürüyordu sularına,
suları dillendikçe inliyordu
ve bir dişe batıyordu her yer
bir düşe ...
Derken, ırmak alıp götürüyordu ikimizi
İşte, diyorduk suların ateşi,
işte kalçası, işte ayak bilekleri,
işte dizi.
Sonrası, çınlayan bir doğallıktı
yanlış yazılmış semada.
Şimdi sen,
camlarda birbirini gagalayan krlangıç çığlıkları
vardıysa o gün,
kapılar yumduysa gözlerini
ve çarşaflar gizli birer destandıysa henüz,
onları söyle.
Üç nasıl akarmış bire,
nasıl çıkılırmış temizliklerden soyuna soyuna
bir yüce kire
hiç söyleme.
Dışarısı hala kör çünkü,
hala sağır
ve yüzler hala kekeme.
Dışarısı tıklım tıklım bakkal hesabı;
-ki, yalnızlık hesaplılıktır.biraz da.

23.
Gece gündüz seninle gezer yalnızlık;
adımlarının önünde düşlediğin
adımlarındır kimi zaman.
Biraz sonradır yani;
sen buradayken
mutfağa gidip sana dönen sendir.
Kapıyı kilitledimi’dir yürüdükçe,
musluğu kapattım mı’dır.
Ya da kollarının salınımında
bir afişin rengini duymaktır ansızın
bir tekerleğin ağırlığını
ayak izlerinde görmektir.
Yalnızlık düşen bir bardak sesidir
dönüp baktığın
kırılan şarap şişesidir ya da
ağzındaki cümleyi kana bulayan.
Yalnızlık hadi gidelim’dir çoğu kez,
hadi n’olursun.

24.
Yalnızlık tutkularda gezer çoğu kez;
kör kütüğünden sırılsıklamı na,
zil zurnasından akla yatkınına kadar bütün
tutkularda.
Çünkü aklın,
her şeyi tutkuya dönüştürmek gibi
tuhaf bir köyü vardır;
ve tutkular,
insanı tutmaya yarayan en eski kulplardır
- ki, birini göğe çıkarır
ya da yere batırırken
çoğunlukla oralardan tutulur.
Bu yüzden,
önce tutkuları öğrenilir insanın,
sonra tutkuları unutulur.
Tutkular ki,
görüntümüzün yüzüne yeniden çizerler bizi;
atacağımız adımları sözgelimi,
ayaklarımızı, aklımızı, ya da ellerimizi.
Gündüz onlarla gündüzdür gözümüzde,
gece onlarla gece.
Bir devizdir onların üstünde,
bir cüce.
Tutkular ki,
içimizin içinde oturan en büyük sahiplerimizdir;
yüzümüzü yüzlerine
kendi ellerimizle giydirdiğimiz.
Hasan Ali TOPTAŞ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder