Öne Çıkan Yayın

Nazım Hikmet / CEVAP

  CEVAP  O duvar o duvarınız,                 vız gelir bize vız! Bizim kuvvetimizdeki hız, ne bir din adamının dumanlı vaadinden, ne de bir...

Hasan Ali TOPTAŞ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hasan Ali TOPTAŞ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ağustos 2018 Cumartesi

YALNIZLIKLAR 21.~ Hasan Ali TOPTAŞ

YALNIZLIKLAR

21.
Her şey bir yalnızlık giydirir sırtımıza
geçip giderken,
durup dururken ya da,
bakıp durur, söyleyip durur,
gülüp dururken.
Kır kahvesindeki masanın yalnızlığı çıkar
cebinizden bakarsınız,
ben dökülürüm yalnızlıklarımla bakışlarınızdan,
dökülürüm de aynalarınız kör kuyulara benzer
siz baktıkça.
Bakarsınız bir çocuğun yokluğu elinizden tutmuş
lunaparka sürüklüyor sizi.
Belki de bir türkünün yalnızlığıdır dünkü yüzünüz,
adımlarınız bir sokağın.
Her şey bir yalnızlık giydirir sırtımıza;
ve giyinmek yalnızlıktır.
Hasan Ali TOPTAŞ

23 Ağustos 2018 Perşembe

YALNIZLIKLAR 22. 23. 24. ~ Hasan Ali TOPTAŞ

YALNIZLIKLAR

22.
Ben sizsizliği yalnızlık sanmıştım her keresinde.
Laleleştirilmiş bir lale açmıştı o gün yastığımızda,
gözleri çırılçıplak bir arzu'ydu güler' ken;
ve biz bedeni küçülmesin diye
adını almıyorduk ağzımıza.
Öpe öpe büyütmüştük çünkü onu;
öpe öpe geçmiş
ve gelecekten.
Çünkü her zamanki gibi,
şimdi, şimdide değildi.
Teninde Akdenizler yanıp sönen
esmer bir ırmaktı zaman;
dokundukça köpürüyordu sularına,
suları dillendikçe inliyordu
ve bir dişe batıyordu her yer
bir düşe ...
Derken, ırmak alıp götürüyordu ikimizi
İşte, diyorduk suların ateşi,
işte kalçası, işte ayak bilekleri,
işte dizi.
Sonrası, çınlayan bir doğallıktı
yanlış yazılmış semada.
Şimdi sen,
camlarda birbirini gagalayan krlangıç çığlıkları
vardıysa o gün,
kapılar yumduysa gözlerini
ve çarşaflar gizli birer destandıysa henüz,
onları söyle.
Üç nasıl akarmış bire,
nasıl çıkılırmış temizliklerden soyuna soyuna
bir yüce kire
hiç söyleme.
Dışarısı hala kör çünkü,
hala sağır
ve yüzler hala kekeme.
Dışarısı tıklım tıklım bakkal hesabı;
-ki, yalnızlık hesaplılıktır.biraz da.

23.
Gece gündüz seninle gezer yalnızlık;
adımlarının önünde düşlediğin
adımlarındır kimi zaman.
Biraz sonradır yani;
sen buradayken
mutfağa gidip sana dönen sendir.
Kapıyı kilitledimi’dir yürüdükçe,
musluğu kapattım mı’dır.
Ya da kollarının salınımında
bir afişin rengini duymaktır ansızın
bir tekerleğin ağırlığını
ayak izlerinde görmektir.
Yalnızlık düşen bir bardak sesidir
dönüp baktığın
kırılan şarap şişesidir ya da
ağzındaki cümleyi kana bulayan.
Yalnızlık hadi gidelim’dir çoğu kez,
hadi n’olursun.

24.
Yalnızlık tutkularda gezer çoğu kez;
kör kütüğünden sırılsıklamı na,
zil zurnasından akla yatkınına kadar bütün
tutkularda.
Çünkü aklın,
her şeyi tutkuya dönüştürmek gibi
tuhaf bir köyü vardır;
ve tutkular,
insanı tutmaya yarayan en eski kulplardır
- ki, birini göğe çıkarır
ya da yere batırırken
çoğunlukla oralardan tutulur.
Bu yüzden,
önce tutkuları öğrenilir insanın,
sonra tutkuları unutulur.
Tutkular ki,
görüntümüzün yüzüne yeniden çizerler bizi;
atacağımız adımları sözgelimi,
ayaklarımızı, aklımızı, ya da ellerimizi.
Gündüz onlarla gündüzdür gözümüzde,
gece onlarla gece.
Bir devizdir onların üstünde,
bir cüce.
Tutkular ki,
içimizin içinde oturan en büyük sahiplerimizdir;
yüzümüzü yüzlerine
kendi ellerimizle giydirdiğimiz.
Hasan Ali TOPTAŞ

22 Ağustos 2018 Çarşamba

YALNIZLIKLAR 25. 26. 27. ~ Hasan Ali TOPTAŞ

YALNIZLIKLAR
25.
Yalnızlık aşklarda gezer çoğu kez;
aşklar ki,
yüzyıllardır vazgeçemediğimiz bir ölüm türüdür
ve yasaların
geleneklerin
ve törelerin
ve sakız sakız alışkanlıklarla
yasakların hüküm sürdüğü yerlerde doğarlar.
Bu yüzden, her aşkın gerisinde
bir kuraklık vardır
ve her aşk
büyüler kendini kendi başkaldırısıyla.
Sonra aşkın,
çırılçıplak kalan
ya da kendini öyle hisseden bir ben’i
biz’le örtmek gibi ( ki, biz ben’in en kalın örtüsüdür)
gizli bir görevi vardır.
Aşklar ki – ah aşklar,
yalnızlığımız kadardır.

26.
İster içinden bakılsın ister dışından,
bütün pencereler birer yalnızlıktır
ev denen yalnızlığın yüzünde.
Çatılara üşüşen antenlere bakmayın, yalnızlıktır;
camları titreten şu müzik, şu perdeler
ve omzunuza çarpıp geçen şu bıyık,
şu bira kasaları sonra, şu mikrofondaki ses,
şu gülüş, şu öpüşme ve bütün alışverişler yalnızlıktır.
Gece, gündüz sizinle gezer; yalnızlık.
Gündüz, gece sizinle gezer; yalnızlık.

27.
Ben sensizliği yalnızlık sanmıştım her keresinde.
Alevin cürmüydü kum düşü;
bir elma hangi nakışa yakışırsa oradaydı yaprağın ölümü
ve her pusula kendini gösteriyordu önce, her bıçak kendine batıyordu
ve gerçekler öyle yalandı ki o yıllarda, böcekler bile her şeye inanıyordu;
otlar ve taşlar bile, her şeye ..
Oysa her zamanki gibi her şey dönüp dolaşıp insanda ölüyordu.
Renklerin çağrışımları bu denli gürültülü değilse de kendileri vardı.
Sesler vardı, gözlerimizi oyan görüntüler vardı.
Hatta, anlamlar gene o eski huylarıyla her şeyi örtünüyorlardı.
Yokluğu örtünüyorlardı sözgelimi, renkleri, sesleri, biçimleri,
derinlikleri ve güzellikleri ve çirkinlikleri örtünüyorlardı.
Seni, beni sonra; senden benden oluşan kargaşayı,
sonra görme yetimizi ve daha neyi, neyi ...
Yani okyanus okyanus yorganlar didikli yorduk
durup dinlenmeden anlamak için küçücük bir iğneyi.
Ve anlamı güzellik damarından yakalamak gibi
bir alışkanlığı sürdürüyordu insanlar.
Çiçek gibi kızlar vardı yeryüzünde bu yüzden,
çiçek gibi sofralar, evler, bahçeler, parklar ve dudaklar vardı.
Bozkırın kendini tekrarlayan dikensi yalnızlığı bile
çiçek gibi çizilebiliyordu sözgelimi,
balıklar ve kokarcalar ve alçak mı alçak suratlar
çiçek gibi çizilebiliyordu.
Güzellik en meşru takıntıydı bir bakıma
ve nedense çiçek denen ota takılıp kalmıştı.
Oysa o yıllarda, Baklan'da ve her yerde,
diyelim gün ortasında ya da gece ya da seherde
her çiçek insandan kaça bildiği kadar çiçekti.
Şarkıları ne hicazdı, ne nihavent ve düğün
bilmiyorlardı henüz, ölüm bilmiyorlardı.
Tören kelimesi sızmamıştı kokularına,
keder ve sevinç sızmamıştı.
Hatta, cam dibi yalnızlıklarının demirbaşı da değildiler.
Bir yalnızlıktı onlar evcilleşmeden önce,
şimdi yapayalnızdırlar ellerimizde.
Hasan Ali TOPTAŞ

21 Ağustos 2018 Salı

YALNIZLIKLAR 28. 29.~ Hasan Ali TOPTAŞ

YALNIZLIKLAR
28.
İnsan yalnızlığı arayan bir yalnızlıktır kimi zaman,
kimi zaman da korkar ondan,hep kaçar.
Her korku yalnızlıktır bu yüzden
ve telefon rehberlerinin sıcaklığı bir yanılsamadır,
pencereden bakmanın rahatlığı,
bakamamanın korkunçluğu
ve caddelerin, meydanların
ve kahvehanelerin ürkünçlüğü,
ya da bir ayak sesinin bize bir yüzü getirişi,
bir el sallayışın hüznü bitirişi,
sonra ellerimizden bir çift el uçup gidince
avuçlarımızın kuyu kuyu oyuluşu,
sonra kocaman salonlarda
bir ağızdan bağırırken kalabalıkla,
şuramızda tuhaf bir şeyin duyuluşu
bir yanılsamadır.
İnsan yapayalnız bir yalnızlıktır.
29.
Silahını kendinden yontar yalnızlık;
her şeyden koptuğu için her şey olan kendinden.
- Peki, namlunun ucunda kim var?
- - Kim olacak; tetikteki ben.
Hasan Ali TOPTAŞ

20 Ağustos 2018 Pazartesi

YALNIZLIKLAR 30.~ Hasan Ali TOPTAŞ

YALNIZLIKLAR
30.
Kimileri düşer yalnızlığa, kimileri yükselir.
Düşenler için ufuk yoktur artık; bütün renkler beyazdır,
sesler birdir ve yarın belki'dir, dün şüphelidir, bugün nerededir?
Üstelik, sular kaskatıdır, yönler düğümlenmiştir.
Ve aynadır her şey; tozludur anılarla, kat kat kirdir.
Düşenler için yalnızlık, durup dinlenmeden akan susuz bir nehirdir.
Yükselenlere eşsiz bir ülkedir yalnızlık; orada içlerini kazarlar sürekli,
derialtı şehirlerine inerler ve kendileriyle tanışırlar her gün, her saat,
her dakika, her an, her canavar ve her kuzu kendileriyle tanışırlar.
Sonra, kendileriyle kendilerinde başlayan insanlığın arasına otururlar.
Önlerinde buruşuk örtüler vardır, yorgun maskeler, uyuyan özlemler,
tılsımlar sonra ve masmavi küfleriyle şablonlar -ki,
hepsi düştükleri yalnızlıktan gelmiştir yükseldikleri yalnızlığa.
Şaşırmışlardır, şaşırırlar ve elbette şaşıracağızdır.
Yalnızlık biraz da şaşırmaktır şaşamadıklarımıza.
Hasan Ali TOPTAŞ

18 Ağustos 2018 Cumartesi

YALNIZLIKLAR 31. ~ Hasan Ali TOPTAŞ

YALNIZLIKLAR
31.

Ben neyi yalnızlık sanmıştım bir keresinde?
Sulardan bana akanı bilmiyordum o vakitler,
elmalardan, vitrinlerden, kapılardan 
ve bebeklerden bana akanı bilmiyordum.
Pencere camı çatlasa içimde 
bir cam fabrikası yıkılırmış bilmiyordum.
Güzelliklerim güzellikleriniz dendi, 
güzelliklerimi biliyordum.
Çirkinlikler varmış insanı büyüleyen, bilmiyordum.
'Gözün gördüğünü el, elin gördüğünü göz görmezmiş' bilmiyordum.
Nesneler adama tasma takıp gülermiş, bilmiyordum.
Bütün şarkılar aynı makamda okunur 
ayrı makamda dinlenirmiş 
ve susmak da bir şarkıymış, bilmiyordum.
Ben yalnızlığı ne sanmıştım bu keresinde?
Hasan Ali TOPTAŞ