Öne Çıkan Yayın

Nazım Hikmet / CEVAP

  CEVAP  O duvar o duvarınız,                 vız gelir bize vız! Bizim kuvvetimizdeki hız, ne bir din adamının dumanlı vaadinden, ne de bir...

Rabindranath TAGORE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rabindranath TAGORE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mart 2018 Salı

ATEŞ BÖCEKLERİ ~ Rabindranath TAGORE

ATEŞ BÖCEKLERİ

Hayallerim, 
Canlı ışık lekecikleri, 
Karanlıkta gözkırpıştıran 
Ateş böcekleridir. 

O dikkati çekmeyen, 
Sesleri, yol kıyısı hercailerinin 
Mırıldanır bu gelişigüzel çizgilerde. 

Zihnin uykulu karanlık mağaraları içinde, 
Rüyalar 
Günün kervanından dökülen parçalarla, 
Yuvalarını yaparlar. 

Bahar, geleceğin meyveleri için değil 
Fakat bir anın kaprisi için 
Çiçeklerin petallerini saçar. 

Neş'e kımıltısız yerin zincirinden kurtulmuş 
Sayısız yapraklara doğru 
Koşar ve dans eder 
Bir gün için havada. 

Hiçbir önem taşımayan kelimelerim 
Zamanın dalgaları üstünde hafifçe dans edebilirler, 
Mana ile ağırlaştıkları zaman dibe çökerler. 

Zihnin derinliklerinde güveler 
İnce kanatlarını büyütürler; 
Ve veda ederek uçuşurlar, 
Gün batımı göğünde. 

Kelebek ayları değil, fakat an'ları sayar 
ve yeter zamana sahiptir. 

Benim düşüncelerim, kıvılcımlar gibi, kanatlanmış 
Sürprizler üzerinde giderler, 
Tek bir gülüş taşıyarak. 
Agaç sevgi ile bakar kendi güzel gölgesine 
Buna rağmen onu hiçbir vakit kucaklıyamaz. 

İzin ver, güneş ışığı gibi, aşkım seni sarsın 
Ve yine de aydınlık özgürlügü versin sana. 

Renklendirilmiş kabarcıklardır günler, 
Dipsiz gecenin yüzüne çıkan, 

Hatırlamanı istemek için armağanlarım çok küçüktür; 
Ve bunun için 
Onları sen hatırlamalısın. 

Çıkart, at ismimi armağandan; 
Bir yük olacaksa, 
Ancak şarkım kalsın. 

Nisan, bir çocuk gibi, 
Çiçeklerle tozlar üzerine hiyogralifler yazıyor. 
Onları siliyor ve unutuyor. 

Hatıra, rahibe, hali öldürüyor, 
Ve onun kalbini ölü geçmişin türbesine sunuyor. 

Mabedin kasvetli heybetinden 
Çocuklar tozda oynamak için dışarı koşuyorlar, 
Tanrı onların oyununu seyre dalıyor, 
Ve rahibi unutuyor. 

Zihnim, düşüncelerinin akışında 
Birdenbire yanan bir ışık gibi çalışmaya başlar, 
Asla tekrarlanmıyan akıcı notasıyle bir küçük ırmak gibi. 

Dağda, sessizlik kendi yüksekliğini bulmak için 
kabarmaktadır, 
Gölde, hareket kendi derinliğini tahayyül etmek için 
hareketsizleşir. 

Veda eden gecenin 
Sabahın kapalı gözlerine kondurduğu öpücük 
Şafak yıldızında parlıyor. 

Ey bakire, senin güzelliğin bir meyve gibidir, 
Henüz olgunlasmamış ve açılmamış bir sırla dopdolu. 

Onun anısını yitiren acı 
Kuş seslerinden uzak, 
Fakat yalnız ağustosböceğinin ıslığının duyulduğu sessiz karanlık saatler gibidir. 

Gerilik onun öldüren bir pençe ile gerçeği elinde güvenle 
tutmaya çalışır. 
Zayıf bir lambayı canlandırmayı arzulayarak uzun gece 
bütün yıldızlarını ışıklandırır. 

Hernekadar O 
Dünyayı 
-Gelini- 
Kollarında tutuyorsa da, 
Gök, 
Sonsuzluğa kadar 
Uzaktadır. 

Tanrı, dostlar arar ve sevgi diler, 
Şeytan, eserler arar ve itaat ister. 

Toprak hizmetine karşılık 
Ağacı kendisine bağlar, 
Gök ise hiçbir şey istemez 
Ve onu özgür kılar. 

Çocuk, tarihin tozu ile aydınlanmış 
Yaşı bilinmiyen zamanın gizliliği içersinde 
Edebi olarak oturmaktadır. 

Uzakta olan O, 
sabahleyin bana geldi, 
Işık tarafından alınıp götürüldüğünde daha da yakınlaştı. 

Beyaz ve pembe zakkumlar buluştular 
Ve, ayrı lehçelerde neş'e ile eğlendiler. 

Sessizlik 
Kendi kirlerini 
Süpürüp yürüyünce 
Fırtına olur.
Rabindranath TAGORE

31 Temmuz 2017 Pazartesi

Gitanjali - Rabindranath TAGORE

Fotoğraf
XXXIX
Yüreğim susuzluktan yanıp çoraklaştığı zaman,
Merhamet sağanağıyla çık gel bana.

Yaşama sevinci çekilip gittiği zaman,
Bir ezgi seliyle çık gel bana.

Altından kalkılmaz işlerin dağdağası,
Beni her şeyden kopararak,
Yüklendiği zaman her yandan üzerime,
Ey sessizliğin sahibi, efendisi,
Huzur ve sükûnla çık gel bana.

Benim zavallı gönlüm, bir köşeye çekilip
kapanırsa kendi içine,
Kapıları kır, kralım, kapıları kır
Ve bir kral haşmetiyle çık gel bana.

Arzu, aklımın gözlerini, serapla,
Tozla, dumanla kör ettiği zaman,
Sen ey gökçe varlık, sen ey her zaman diri,
Her zaman uyanık olan,
Aklı ışığa boğan ışığınla çık gel,
Uykuya kaçacak köşe aratan
gök gürültülerinle
çık gel bana, çık gel bana.
Fotoğraf
Rabindranath TAGORE
[ Gitanjali ]

Çeviri: Cahit Koytak