Öne Çıkan Yayın

Nazım Hikmet / CEVAP

  CEVAP  O duvar o duvarınız,                 vız gelir bize vız! Bizim kuvvetimizdeki hız, ne bir din adamının dumanlı vaadinden, ne de bir...

2 Ocak 2018 Salı

KALBİMİN EN DOĞUSUNDA ~ Didem MADAK

KALBİMİN EN DOĞUSUNDA

Aşkın kanununu tahsil etmiştim kalbimin en doğusunda 
içimde yağmur duasına çıkmış birkaç köy 
Birkaç köy sular altında 
Kalbimin doğusu, 
her resme güneş çizen bir çocuktu. 
Gam yükünün kervanları yürürdü dudaklarımda 
Kavruk ve çatlaktı dudaklarımın toprakları 
Ölümün ötesinde bir köy vardı 
Orda, uzakta, kalbimin en doğusunda 
Şimdi bana yalnızca 
Dertli türkülere duyduğum karşılıksız aşk kaldı 
Güzel beyaz bir tay doğururdu her sene hafızam 
Yorgundu oysa 
Durmadan, durmadan hatırlamaya koşmaktan. 
Kalbimin doğusunda bir yalan dünya vardı. 
Okyanusları mavi olmayan. 
Benim için hayat, 
Kalbi kalpazanlıktan kırk sene yatmış çıkmış bir adamdı. 
Geçmişim acıyor şimdi, yalnız benim değil 
Benim ülkemin geçmişi de acıyor mesela. 
Bilirdim oysa ilk badem ağaçları çiçek açar baharda. 
Bilirdim çiçek satan çingene kızlarını 
Onlar bütün şimdileri, bütün zamanlara 
Bir gül parasına satardı. 
Oğlan kıza bir gül alsa 
Bilirdim odur en kırmızı zaman. 
Adına aşk diyorlardı 
Kalbimin doğusunda bir yalan dünya vardı. 
Kim bir şairi kırsa 
Şair gider uzun bir dizeyi kırar mesela 
Bilirim kim dokunsa şiire 
Eline bir kıymık saplanacak. 
Bilirim kırılmış dizeleri tamir etmez zaman 
Yorgunum oysa 
Durmadan kendime bir tunç ayak aramaktan. 
Aşkın kanununu tahsil etmiştim kalbimin en doğusunda 
Boş salıncaklar gibi gıcırdayarak konuştum karanlıkla 
Kediler gibi mırıldanarak. 
Alkolden bir denize bıraktım kalbimi 
Kırmızı bir sandal gibi 
Arka sokaklarda sarhoş konuştum karanlıkla 
Avuçlarımla konuştum 
Allah büyüktür diyen insanlar gibi. 
Kedi dili bisküvilerinin bir pastayla konuşması gibi 
Yumuşak ve kremalı konuştum onunla. 
Boynumda leylaklar açardı baharda 
Mor ve pembe konuştum karanlıkla 
Gece açılıp gündüz kapanan bir parantezdim 
Sözler vardı içimde işe yaramayan 
Sözlerle konuştum karanlıkla... 
Önce söz yoktu kalbimin en doğusunda 
Sözler... 
Bir yağlı urgandı acıyı boğmaya yarayan
Didem MADAK

1 Ocak 2018 Pazartesi

VE SONRA KALBİM OLAYSIZ BİR ŞEKİLDE DAĞILDI ~ Furkan ÇALIŞKAN

VE SONRA KALBİM OLAYSIZ BİR ŞEKİLDE DAĞILDI

sanırım olay İstanbul’da geçiyordu
ismini vermek istemeyen caddelerde
olası bütün kaçış yolları tutulu
yurtlarından çıkarılan adamlar arasında
ve aşk, aniden yola fırlayan bir çocuktu.

artık halka açık bir yerde bekliyor seni hayat
orda sana ölçü, birim ve düzen verilmemiştir
mümkün mertebedeki adamlar ve kadınlar
beherler, masa saatleri ve ergonomi
yok, ama herkes uyanık birtek benim uykum var
değil mi ki beş dakikada bir erteliyorum seni…

korkuyorsun, üşüyorsun ve yanlış anladın
şairi yanlış anlamak daha güvenlidir
daha konforlu daha kurumsal daha aciz
şimdi unut bunları ve tüm gücünle bana güven
Kaybedeceğiz!
hayır, bu sefer doğru anladın

ispat edemem fakat öylece içime baktın
ve sonra kalbim olaysız bir şekilde dağıldı
ne kadar koştuysam da nefesim hala çok yakın
bilerek ve isteyerek değilse gerçek midir bu acılar
haberin bile yok oysa dünyanın en güzel kızısın
ama dünya bunda kasıt arar!

Yine de, gel ve al yüzümü eline
Haydi sev beni, konu serbest…
Furkan ÇALIŞKAN

KEDER SANA YAKIŞMIYOR ~ Victor HUGO

KEDER SANA YAKIŞMIYOR

Ne kadar değişmişsin ben görmiyeli,
Ellerin güzelliğini kaybetmiş nasırdan,
Hüzün rengi almış saçlarının her teli
Gözlerine gölgeler düşmüş kahırdan,
Gözlerin ki, gördüğüm gözlerin en güzeli
Ne kadar değişmişsin ben görmiyeli

Böyle mahsun kederli değildin eskiden
Fıkır fıkır gülerdi gözlerinin içi
Dudakların nemliydi sevgiden, arzudan
Yapraklarına çiğ düşmüş karanfiller gibi
Baygın kokusuna anılarla beraber giden
Böyle mahsun kederli değildin eskiden

Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar
Ağlamaktan mı karadı gözlerin
Bir zamanlar göz yaşını sevmezdin
Şimdi neden yaşardı gözlerin
Hasta mısın, yorgun musun nen var
Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar

Arzular vardır bilirsin anlatılamaz
Eskisi gibi kalsaydın ne olurdu
Taptaze, ıpılık kar gibi beyaz
Keder sana yakışmıyor gül biraz
Arzular vardır bilirsin anlatılamaz.
Victor HUGO

ACI BİR ŞARKI ~ Koray FEYİZ

ACI BİR ŞARKI
                                    -Şair Özlem Sezer için-

Bir yaprağım eski, 
Bu parkta,senin elden ele dolaştırdığın.

Ölü kuşlar mevsimi:Güz! 
                          dallarda kırık aşkları gönlümün.

Bir bankın içine birikmiş duruyor  
                                   kokusu bir karanfilin 
Kokluyorum, 
                       sen kokuyorsun. 
İğne ucu ayrılıklar dışında…Bilmiyorum, 
Eskiden olduğu gibi pek konuşmuyoruz  
                                       karşılaştığımızda, 
İki ayrı yöne giden iki ayrı kuğu gibi. 

Bir gölgesi var ama ağırlığı yok anıların 
                                             yüreğimde. 
Biliyorsun.

Dün bu parkın rüzgar almayan bir yerinde durdum, 
Kuğular kaskatı ağır ve bomboştular. 
Bir alev gibi yaladılar sanki yüzümü,kasıklarımı, 
Ucu kanlı hançerleriyle sırıtan kuğular, 

İçimde yalnızca acı bir şarkı bıraktılar,  
                              senin için yazılmış bir şarkı… 
Koray FEYİZ

31 Aralık 2017 Pazar

BİRİ İNAT BİRİ SABIR ~ Aziz NESİN

BİRİ İNAT BİRİ SABIR

Hepsi güzel
Ama ağaçkakanın güzelliği bambaşka
O küçücük gagasındaki inat
Kalemimi görüyorum gagasında
en sert ağacı inatla delerken

Hepsi güzel
Ama damlayan suyun güzelliği bambaşka
O durmadan damla damla sabır
Gözyaşımı görüyorum her damlasında
En sert mermeri sabırla delerken

O küçücük gagada inat
O her damla suda sabır
Haydi kalemim haydi gözyaşım
Gaganın inadı damlanın sabrıyla
Dele dele tabuları devir

Aziz NESİN

ÇIĞLIK ~ Ataol BEHRAMOĞLU

ÇIĞLIK
Bir adamı öldürmenin tam sırası kurşunlarla
Çocuğunu öpüp kapıya çıktığında

Ey kanatılmış çiğnenmiş bahar günü
Birden bir çığlıkla kapatır yüzünü

Ezik bir gül gibi çığlık, yitik bir umut gibi
Boğmak boğma bir telle bir insan olmanın sevincini

Kederli yağmur, usulca düşen akşama
Çığlık. Bir çocuk yüzü. Dayalı cama…
Ataol BEHRAMOĞLU

30 Aralık 2017 Cumartesi

TEMBELLER ~ Pablo NERUDA

TEMBELLER

Hangi akla uydular, hangi akla
Ne geçti ellerine üstelik
Ay’a uzay gemileri atmakla?
Bulurlar mı umduklarını sanki
Güzelim göklerin canına okumakla

Oysa olgun çağında üzümlerin
Toprağın karnında can bulur şarabın kanı
Denizlerle sıradağlar arasında

Şili’de şimdi kirazlar oynaşır
Esmer, gizemli kızlar türkü çığırır
Bir akarsu yalazlanır gitarlarda

Yaratır buğdayın mucizesini
Güneş, kapılara bir dokunmakla

İlk yudumu al’dır şarabın
Tatlıdır alyanak bir çocuk kadar
İkincisi güçlü yapar adamı
Gemici türkülerince güçlü yapar
Üçüncüsü bir kırmızı zümrüttür
Hem ateş, hem gelincik birarada

Evimin hem toprağı, hem denizi var
Kocaman kocaman gözleri kadınımın
İri yaban fındıklarını andıran.
Gece inince, deniz usulca
Giyinir yeşiller, beyazlar
Ayışığı köpüklere vurur da
Deniz yeşili kızlar gibi düş kurar

Evrenin böylesi nerde var?
Pablo NERUDA