Öne Çıkan Yayın

Nazım Hikmet / CEVAP

  CEVAP  O duvar o duvarınız,                 vız gelir bize vız! Bizim kuvvetimizdeki hız, ne bir din adamının dumanlı vaadinden, ne de bir...

20 Ocak 2018 Cumartesi

DAĞILAN GÜL ~ Behçet AYSAN

DAĞILAN GÜL
ne söylersen söyle bu aşk ikimizindi 
ikimizindi bir zamanlar aynı gökyüzü 
bir samanın tutuşması gibi olan şey 
biraz erzurumdu biraz rize biraz mardin 
geniş, dingin, sürekli bir yurt gibi

ne söylersen söyle rüzgardır duyan 
düşleri çağıran iri siyah gözleriyle 
ve yanıbaşımızda mutlu kalan ne var ki 
belki bir kuş akşamın ölü ağzındaki 
sadece güldür dağılmış ayaklanmaya

ne söylersen söyle ruhum bağırıyor 
acı içinde bağırıyor giden her şeye 
uzak kapıların ses verip çağırmadığı 
mutsuzluk değil mi biraz da şarkıdır 
üzgün, kırık, iri bir gül gibi kanayan

ne söylersen söyle bir gün yiteceğiz 
çam seli halinde kalabalık bir orman 
alıp götürecek bizi kuytu ölümlere 
yaşamanın anlamını sorsam da söyleme 
konuştukça bir gemi açılıyor kıyıdan.
Behçet AYSAN

19 Ocak 2018 Cuma

KAR ~ Metin ALTIOK

KAR
Kar yağdı durmadan üç gün üç gece, 
Tıkandı geçitler yollar kapandı. 
Yalnızlığın buzdan çetelesinde 
Kimseler umursamadı karı. 
Yüzlerinde iğreti bir kibirle 
Hep düşürmekten korktukları, 
Dalıp gittiler günlük işlerine. 

Diz boyu birikmiş kar içinde 
Yürürdük uzatarak açtığımız kanalı, 
İki kar güvesi gibi sokaklarda seninle 
Anardık bütün yitik aşkları 
Bu karlı kış gününde. 
Güngörmüş dağlara karşı 
Sımsıcak öpüşürdük sarılıp birbirimize. 

-Sevgilim, yanımda olsaydın keşke! 

Şölensiz, sevinçsiz yaşıyoruz şimdilerde, 
Bir iğdiş ve buruşuk zamanı. 
Kimsenin türküsü yok dilinde 
Karşılayacak yağan karı 
Coşkulu ve sarhoş sesiyle. 
Bıçak açmıyor ağızları; 
Acı, yalnız acı var yüreklerde. 

Kar yağdı durmadan üç gün üç gece, 
Yaslandı duvarlara, kapıları zorladı, 
Pencerelerden baktı ev içlerine. 
Kar hiç böyle kimsesiz kalmadı 
Kendi özgül tarihinde. 
Çıngırakların, kızakların karı 
Yağdı herşeyin üstüne sessiz bir öfkeyle. 

Birikti bir çamaşır ipine bile. 
Saçaklardan sarktı, 
Attı kendini gürültüyle yere, 
Kimse sahip çıkmadı; 
Yığıldı kaldı duvar diplerine. 
Yalnız kuş ayakları 
Bastılar incelikle göğsüne. 

-Sevgilim, yanımda olsaydın keşke! 

Kar var yaşadığımız günlerde. 
Umutsuzluk çevremizi kuşattı, 
Kıtlık kıran gündemde. 
Yine de ele güne karşı, 
Özenle saklıyorum yüreğimde 
Sana duyduğum aşkı, 
Dört yanım kar içinde.
Metin ALTIOK

18 Ocak 2018 Perşembe

ELİNDEN TUTUN GÜNÜ ~ Tuğrul TANYOL

ELİNDEN TUTUN GÜNÜ
Günü elinden tutuyorum 
Öyle ürkek 
Ben tutmasam karanlığa düşecek 
Karanlığa düşecek sevgiler 
Kapılarınızı yalnızca nefret çalacak, 

Ağır ağır yükseliyor bir davulun sağır sesi 
Birer birer düşüyor ağaçlar, orman seyreliyor 
Tutun elimden, elimden tutun yoksa 
Bu canavar sessizlik, bu yılgınlık, bu ölüm, 

Sabırsız ayak sesleri ne toplaşıyor, ne dağılıyor 
Kararsız külrengi bulutlar, ne zaman yağacak yağmur 
Hani nerede yıldırımlar, gökgürültüleri nerede 
Yalnızca bu sağır davul 
Tenimde ağır ağır 
İşleyen bu hançer, 

Günü elinden tutuyorum 
Elim alev almış gibi yanıyor 
Yanıyor karanlık, kızıl, koyu, et kokusu, kül ve kan 
Kentin bacalarından savruluyor durmadan 
Durmadan, altından geçiyor köprülerin 
Durmadan sarıyor kuleleri 
Durmadan sızıyor caddelerden 
Büyüyor, büyüyor, büyüyor 
Bu canavar sessizlik, bu çılgınlık, bu ölüm, 

Beynimin çıkmaz sokaklarında 
Giderek artıyor çekiç sesleri. 
Yankılanıyor kentin alanlarında 
Tahtayı tutkuyla kucaklayan çivi, 
Yaşam, yükselen darağacının kollarında 
Uyuyan bir bebek gibi 
Tabutunda sallanıyor.
Tuğrul TANYOL

MAHUR BESTE ~ Attila İLHAN

MAHUR BESTE
Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız 
O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız 
Gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız 
Yalnız kederli yalnızlığımızda sıralı sırasız 
O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız 

Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı 
Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı 
Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı 
Gittiler akşam olmadan ortalık karardı 

Bitmez sazların özlemi daha sonra daha sonra 
Sonranın bilinmezliği bir boyut katar ki onlara 
Simsiyah bir teselli olur belki kalanlara 
Geceler uzar hazırlık sonbahara
Attila İLHAN
ŞİİRİN ÖYKÜSÜ: Attila İlhan’ın bu güzel şiiri daha sonra bestelendi. Şiiri okurken ya da şarkı olarak dinlediğinizde adı geçen Müjgan hakkında ne biliyorsunuz? Büyük bir olasılıkla güzel bir kadın ismi olabilir mi? Olsa olsa unutulmaz bir aşkın yitirilen güzeli mi? Bilemediniz.
İşte “Müjgan’la Ben Ağlarız” ve hüzünlü öyküsü… Attila İlhan anlatıyor;

“12 Mart sonrasının kahır günleriydi. Bir sabah radyoda duyduk ağır haberi: Deniz’lere kıymışlardı. Karşıyaka’dan İzmir’e geçmek için vapura bindim. Deniz bulanıktı; simsiyah, alçalmış bir gökyüzünün altında hırçın, çalkantılı… Acı bir yel esintisinin ortasında aklıma düştü ilk mısra… Vapurda sessiz bir köşe bulup yüksek sesle tekrarladım. Vapurdan indikten sonra da rıhtım boyunca bu ilk mısraları tekrarlayarak yürüdüm”.

“Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
Gittiler akşam olmadan ortalık karardı ” 6 Mayıs 1972

Bir kadın ismi sanılan ‘’Müjgan’’eski dilde “kirpik” anlamına geliyor ve Şair’in “müjganla ağlaşmak”tan ne söylemek istediği orada çözülüyor; Attila İlhan, 6 Mayıs 1972 yılında idam edilen Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’a ağlıyordu…

Ahmet KAYA  
"O mahur beste çalar müjganla ben ağlaşırız."

16 Ocak 2018 Salı

DİYALEKTİĞE ÖVGÜ ~ Bertolt BRECHT

DİYALEKTİĞE ÖVGÜ
Şu adım başı zulüm kıyım ortamında
her egemen yeni bir sömürü peşinde.
Şiddet tek güvence. Düzen değişmesin!
Haksızlıklara karşı çıt çıkmıyor ortalıkta
ama ezilenleri dinlerseniz, derler ki:
“Dileğimiz gerçekleşemez hiçbir zaman…”

Oysa, yaşam sürüyorsa, dememeli “hiçbir zaman”
Hiçbir zaman kesin değildir kesin sanılan.
Hiçbir şey nasılsa öylece kalamaz, bir gün
buyruktakiler başlayacaktır buyurmaya.
Öyleyse kim diyebilir “hiçbir zaman”

Zulüm sürüp gidiyorsa kimin yüzünden: Bizim!
Bir gün kimin yüzünden yıkılacak: Gene bizim!
Kim yıkılsa ayağa kalkacak sonunda
ve bir gün mutlaka dövüşecek yeni baştan.
Onu kim durdurabilir bilinçle donanmışsa
çünkü bugün yenilen yenecektir yarın
Ve hep “bugün” doğacaktır “hiçbir zaman”dan.
Bertolt BRECHT

BİR İNTİHAR AKŞAMI ÜSTÜNE SÖYLENTİ - Turgut UYAR

BİR İNTİHAR AKŞAMI ÜSTÜNE SÖYLENTİ

Kısacık yoğun bir akşam
her kezin yüzünün bir anıya karıştığı
yoğun bir akşam
bana bir memur gibi davrandılar hastanelerde
ve bir intihar üstüne söylenti
bütün kıyıları dolaştı durdu
kısacık bir akşam

Kısacık serin bir akşam
kelebeklerin atlarla yarıştığı
yoğun bir akşam
bazı mektuplar damgalandı postanelerde
oturuldu bir takım şarkılar söylendi
bir adam bir kadının kapısını vurdu
kısacık bir akşam

Neyi söylesem bir kahramanlıktı
içinde azıcık buluştuğumuz
bir bulutla bir kağıt peçete arasında
kısacık yoğun bir akşam
şaşırdım hüznümü nerelere bıraksam
bir yanda kasıklarımın sarsılmaz gücü ve
kısacık yoğun bir akşam

Her şey bir unutkanlıktı
arada bir deliler gibi kavuştuğumuz
tüfekle vurulmuş bir parsın yarasında
kıcacık yoğun bir akşam
biliyordum bir soğuktu nereye varsam
bir yanımda bir el bir yanda vazgeçilmez bir sancı ve
kısacık yoğun bir akşam.

Kim karıştırdı gerçekliğine
yaşadığım sonsuzluğun
ve oturuldu bir takım şeyler söylendi
imla kurallarıyla mutsuzluk üstüne
kısacık bir akşam
duraladım ne yapsam

Kim karıştırdı gerçekliğine
su terazilerindeki ensizliğin
ve fotoğraflar çekildi ben çıkmadım herkes eğlendi
araba vapurlarıyla denizsizlik üstüne
kısacık bir akşam
o kadar kısa ki bir akşam

yüzümü suyun ardında buldum
kıyılar bu yüzdendir öyle dediler
kısacık yoğun bir akşam
serin bir akşam öyle söylediler...
Turgut UYAR

14 Ocak 2018 Pazar

BEYAZ GÜL - Ümit Yaşar OĞUZCAN

BEYAZ GÜL

seni arıyorum kalabalık caddelerde,
tanımadığım insanlar geçiyor, sen yoksun..
perişan hayallerimin başladığı yerde,
sana sesleniyorum, duyuyor musun?

beyaz güller açtı bahçelerde , sevdiğin..
ya o karanfil , baygın kokulu çiçek.
gel yalnızlık bahçeme beyazlar giyin,
anladım ki bu ömür sensiz geçmeyecek.

odamı süsleyen ellerini uzat,
hazzından dile gelsin bastığın halı..
açılsın sevincinden perdeler kat kat..
ışık ve ateş senin için yanmalı..

sonra çevir düğmesini, radyonun
sevdiğin musiki dolsun odama,
dinle şarkısını büyük koronun,
beni düşün! beni düşün ağlama..

içimden bir ses diyor ki sabret..
sonu gelecek bu yalnızlığın,
bütün aynalar gülecek elbet,
açılacak kapılar ansızın..

yalnız sen varsın beyaz gülüm,
evde bahçede ve sokakta,
bir eylül akşamı gördüğüm ,
o beyaz hayalsin uzakta..

yakınsın yalnızlık kadar,
uzaksın yakınmış gibi,
sensiz yaşadığım yıllar
bu kadar güzel değildi.

yeter.. gel artık yeter..
karanfiller açtı gel
kış bahçesinde , güller
beyaz güller açtı gel !!
Ümit Yaşar OĞUZCAN